“Aşk” falan diyorlar. Aşık olabileceğin birisiyle evlen kardeşim. “Önce aşık olup, sonra evlenirim” dersen, sonu hüsran olabiliyor!

“Aşk” deyince akla sevgili geliyor. İnsan eşine de aşık olabiliyor ve de aşık kalabiliyor. Yeminlen.

Üzmeyin şu bayanları, bütün istedikleri sonsuza uzayan bir ilişki. O kadar yani.

Bir gün bir kadını sevdiğinde ve o da seni sevdiğinde, kadınlardaki aidiyet duygusunun bu kadar güçlü olmasından memnun olacaksın. Kadınlar erkekler kadar kolay terk edebilselerdi, yıkılan evlilik sayısı tavan yapardı.

Erkeklerin işi, kadınları kırmak değildir, olur da kırılırlarsa, destek olmaktır.

Kendisine kapıldığınız kadına karşı nesnel olmak zordur; “mesafeyi koruyun” derim.

Akıllı bir kadın, onu seven erkeğin ona kapılmasını istemez. Bunu bekliyorsa, henüz olgunlaşmamıştır.

Aşkın deniz gibi olabilir; içinde boğulursan aşık olduğun kadın da seni terk eder. Kadınlar akılsız aşıklara bel bağlamazlar.

Sevdiklerinin sana kapılmalarına izin verme. Sonra gerçek benliklerini kaybederler.

Akıllı bir kadının dayanma sınırı, çocuklarıdır. Kendi meyvelerini, yani çocuklarını kollamayan bir aşkı terk eder.

Eşim benim kölem değildir. Onunla evlenme sebebim, benden başka ve özgür birisi olmasıdır. Kölelerin aşkına güvenilmez.

Aşk, hesaptır. Senin katlanabileceğin, ama doğacak olan çocuklarına sahip çıkamayacak bir adamla yaşanmaz.

İlkeleri olmayan birisine aşık olmak, eziyettir. Aşk ilkelerle çerçevelenmezse, kan tükürürsün.

Uğrunda aşkını bile terk edebileceği ilkeleri olmayan bir adamla, aşık olduğu kadın da rahat edemez. İlkesiz adam, karikatürdür.

En az bir aşkı, ilkelerin için terk etmediysen, aşkın kölesi olursun. Aşkı efendin edersen, seni sefil eder.

Aşk, güzel bir yol arkadaşı, ama kötü bir efendidir. İstekleri sınır tanımaz.

Aşka çok yüz verirsen, birden çok muhatap arar. Aşk sadık değildir, sen sadık kalırsın.

Aşkı güzel olanların, aşka gereğinden fazla yüz vermediklerini görürsün.

Olgun değilsen, aşk işlerine girme. Kedi beslememiş adam, kaplan besleyemez.

Sevdiğin kadınla tek bağın içi boş bir aşksa, işin yaş. Her bahar, yeni aşklar zihnini karıştırır.

Aşkında şefkat yoksa, severken incitir, okşarken acıtırsın.

Şefkatsiz aşk, insanı zalim eder. İçinde şefkat yoksa, aşk yontulacak kaliteden yoksun bir çeşit taştır.

Aşık olduğun kadının sensiz mutlu olacağını hissettiğin hâlde uzaklaşıp-gitmiyorsan, aşkın artık musallattır.

Aşk, her yaşta aynı şiddette vurur, ama ilerleyen yaşlarda bu acıyla nasıl baş edeceğini bilirsin.

Bir aşkın vardır, bir de suretler. Suretler hep olur. Yüz vermezsin, kaybolurlar, yüz verirsen, dikkatin dağılır.

Kaliteli kitaplar okumayanların aşklarına güven olmaz. “Seviyorum” derken incitirler.

“Aşk” “sevgi” falan derken kızımı özledim. Ben eve kaçar. Onunla atışmayalı bayağı oldu.

Millet “aşk, aşk” diyor köşeyi dönüyor, biz de “öyle olmaz, akıllı olun” deyip, Akbil’le gezmeye devam ediyoruz. Ben adam olmam.

Bir öğrenemedim yürek hoplatmayı, arı gibi vizlıyorum. 😉

Savaş Şenel

Savaş Şenel

Savaş Şenel

İngilizce Öğretim Görevlisi (İletişim Danışmanı-Okunaklı-Anlaşılır Yazarlık Koçu)

leave a comment

Create Account



Log In Your Account